bronite-dikkat.jpg

Bronşite dikkat

Akciğerlere doğru ve akciğerlerden dışarı hava taşıyan solunum boruları zarında meydana gelen iltihaplanma sonucu ortaya çıkan bronşitin akut ve kronik olarak iki farklı türü bulunmaktadır.

Akut bronşit, solunum yolunu etkileyen soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlar nedeniyle görülen bir rahatsızlıktır ve özellikle viral enfeksiyonların sık görüldüğü kışın oldukça yaygındır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT

Öksürük

Bronşitin neden olduğu öksürük bazı durumlarda kuru olmakla birlikte genellikle balgamla birlikte görülür. Akciğerin ürettiği bir sıvı olan balgamın çok olması alt solunum yolları ve akciğerin kendisinin enfekte olduğu anlamına gelebilir.

Bronşit öksürüğü yoğun ve şiddetlidir. Hastanın sık öksürmesi bir süre sonra göğüs bölgesinde ve kasılmalar nedeniyle karın kaslarında ağrıya yol açar.

Akut bronşite neden olan iltihaplanma tedavi edilse dahi kuru öksürük günlerce ya da haftalarca devam edebilir.

Hırıltılı Solunum

Akciğerlere hava giriş çıkışını sağlayan boruların (bronşlar) iltihap veya balgam nedeniyle daralması kişinin hırıltılı nefes alıp vermesine yol açar. Aynı nedenden ötürü nefes darlığı yaşanabilir.

Balgamın Rengi

Bronşit belirtilerinden biri olan balgam genellikle şeffaftır. Ancak sarı, sarımsı gri ve yeşil renkte olabilir. Çok nadir olarak kanlı olarak görülebilir. Daha çok kronik bronşitte görülen sarı, sarımsı gri ve yeşil balgam zatürree, akciğer apsesi, bronşektazinin bir belirtisi olabilir.

HALSİZLİK, ATEŞ, GÖĞÜSTE AĞRI

Hasta öksürüğe ve enfeksiyona bağlı olarak halsiz düşebilir. Hafif ateş ve ara ara ürperme yaşanabilir. Bronşların dolu olması ve sürekli öksürük göğüs bölgesinde rahatsızlık hissine ve ağrıya yol açabilir.

Kronik Bronşit Belirtileri

Yukarıdaki akut bronşit belirtilerine ek olarak kronik bronşitte öksürük aylarca sürebilir ve genellikle her yıl tekrar eder. Öksürük sabahları, nemli havalarda ve kış aylarında artabilir.

 

erkeklerin-fantezisi-daha-detayl.jpg

Erkeklerin fantezisi daha detaylı

Kanada’daki Montreal Akıl Sağlığı Enstitüsü ve Montreal Üniversitesi’ne bağlı Philippe-Pinel Enstitüsü’nden araştırmacılar cinsel sapkınlığın bir tanımını yapabilmek ve “normal cinsel fantezilerin neler olduğunu” anlayabilmek için 1500 kadın ve erkeğin cinsel fantezilerini inceledi.

Hürriyet’ten Birce Bora’nın haberine göre; Journal of Sexual Medicine dergisinde yayınlanan araştırma sonucunda erkeklerin kadınlara oranla daha çok ve detaylı cinsel fantezisinin olduğu görüldü.

Erkekler arasındaki en yaygın ve bu nedenle de “normal” cinsel fantezilerin eşlerini aldatmak, birden fazla kadınla birlikte olmak ve partnerlerini başka bir kadınla cinsel ilişki yaşarken izlemek olduğu belirtildi.

Kadınların fantezilerinin ise büyük bir kısmının “teslimiyet” temasını içerdiği ve bu fantezilerin başrolünde yabancı bir erkek değil gerçek hayattaki partnerlerinin bulunduğu belirtildi.

Erkeklerin cinsel fantezilerinin gerçek olmasını istediğini tespit ettiklerini söyleyen araştırmacılar, kadınların ise genellikle fantezilerinin fantezi olarak kalmasını istediği, hayal ettikleri şeylerin gerçek olmasından memnun olmayacaklarını söylediği belirtildi.

 

sessiz-tehlike-kireclenme.jpg

Sessiz tehlike: Kireçlenme!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Özgün Erçeltik, kireçlenme rahatsızlığının, 50 yaş üzeri insanların özellikle diz ve kalça gibi yük taşıyan eklemlerinde daha sık görüldüğünü söyledi.

Kireçlenme hakkında bilgi veren Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Erçeltik, eklemlerin etraf bağlar, kemik ve kıkırdak yapıları ile bir bütün olduğunu, bunlardan birisinin bozulması halinde diğerlerinin de risk altına girdiğini söyledi. Dr. Özgün Erçeltik, şöyle devam etti:

“Özellikle, fazla kilolu olmak ve kadınlarda menopoz sonrası vücutta oluşan hormonal değişim, kireçlenmenin seyrini hızlandırabilmektedir. Yine, vücut mekaniği ile ilişkili olarak, bir eklemde gelişen kireçlenme, bir üst ve bir alt eklemin bozulmasını da hızlandırmaktadır. Kireçlenme yani ‘osteoartrit’ az hareketten olabildiği gibi, çoğunlukla bilinçsiz zorlamalarla, fazla kilo ile yapılan egzersiz ve hareketler sonucu da oluşabilmektedir. Egzersiz, kas- iskelet sağlığının korunmasında her ne kadar vazgeçilmez bir unsur ise de, fazla zorlamalar, fazla kilolar ile birleşince kıkırdak ve kemik sağlığını tehlikeye atmaktadır. Her hareket dizimiz, kalçamız ve belimiz için doğru hareket olmayabilir. Gün içerisinde sık yaptığımız hareketler, uzun süreler bizi zorlamaz iken yaşımız ilerledikçe, yapısal olarak kıkırdaklardaki su miktarımız azaldıkça, kilolarımız arttıkça, bizi, sonu cerrahi tedaviye kadar gidebilen bir duruma sokabilir. Bu tip rahatsızlıkların en problemli kısmı, hastayı bir kısır döngüye sokması, hastanın bu kısır döngüyü kendi kendine kıramaması sonucu durumun gün geçtikçe ilerlemesidir.”

 

mersten-peceteyle-korundular.jpg

Mers’ten peçeteyle korundular

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nin bir odası “Mers virüsü” şüphesiyle karantinaya alındı. Mers şüphesi taşıyan adam burada yapılan tetkiklerin ardından, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Alınan bilgiye göre, 65 yaşındaki N.S. ateşi yükselince ve mide bulantısı başlayınca, oğlu tarafından saat 23.00′da Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildi. Hac vazifesini yerine getirerek yaklaşık 2 hafta önce Türkiye’ye dönen N.S.’nin, yüksek ateşi olması sebebi ve hac görevi sırasında Suudi Arabistan’da yaygın görülen “Mers virüsü” kapmış olabileceği şüphesi üzerine, hastanenin “Kırmızı Alan” olarak adlandırılan bir odası karantinaya alındı. Hastane personeline ve hastalara önlem olarak maske dağıtıldı. Mers şüphesi taşıyan adamın tetkikleri saat 03.00 sıralarına kadar sürdü.

N.S. daha sonra “Karantina kabini” olarak da adlandırılan özel sedye ile ambulansa alınarak, Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. N.S.’nin hastanenin 8′inci katındaki izole edilmiş bir odaya yerleştirildiği öğrenildi.

Her iki hastaneden de adamın son durumuyla ilgili bir açıklama yapılmazken; Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki karantina alınan oda dezenfekte edilerek yeniden açıldı.

“MİLLET PEÇETE TUTUYOR AĞZINA”

Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde alınan önlemin yeterli olmadığını belirten hasta yakını Lamiye Yıldız, “Herkes maske takmaya başladı. Hasta yakınlarına hiçbir şey yok. Bir tane hasta varmış; ama içeride önlem amaçlı hiçbir şey yapılmıyor. Millet peçete tutuyor ağzına. Ne kadar koruyucu olabilir ki. Maskeleri görevliler bile sonradan buldu” diye konuştu.

 

kadnlarda-daha-cok-goruluyor.jpg

Kadınlarda daha çok görülüyor

Amerika’da Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji alanlarında çalışan Doç. Dr. Başar Sarıkaya, sık karşılaşılan bir sağlık sorunu olan bacak varislerinin girişimsel radyoloji çözümleri ile ilgili bilgi verdi:

“Varis sözcüğü vücudumuzdaki toplardamarların genişlemesi ve kıvrıntılı hale gelmesini tanımlar. Atardamarların aksine ince ve elastik bir duvara sahip olan toplardamarlar, içlerinde basınç arttıkça genişler ve normal yapılarını kaybederek önce kıvrıntılı hale gelirler, daha sonra da içi kan dolu küçük kesecikler halini alırlar.

Bu değişiklikler ciltte olduğu zaman dışarıdan çok net belli olan yapılar halinde izlenirken, cilt altındaki varisler ise ele gelen şişlikler şeklinde farkedilebilir. Varisler vücudun değişik bölgelerindeki toplardamarlarda görülebilir. Ama varis denilince en sık bacaklardaki varisler kastedilir.”

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Bacak varislerinin toplumda sık görüldüğüne dikkat çeken Doç. Dr. Sarıkaya, “Neredeyse her iki kişiden birinde ince kılcal toplardamar genişlemeleri görülürken; beş kişiden birinde ise büyük varisler saptanabilir. Varis oluşumu tam olarak bilinmemekle birlikte kalıtımsal faktörler ve kadınlarda daha sık görüldüğü için hormal sebeplerden şüphenilmektedir.

Obezite, çok sayıda gebelik öyküsü, menopoz, ileri yaş, geçmişte geçirilmiş bacak travmaları ve karıniçi basınç artışları diğer risk faktörleri arasında sayılabilir. Zamanının çoğunu ayakta geçiren öğretmenlik gibi mesleklerdeki kişiler de ayrıca varis gelişimi için riskli gruptadır.” dedi.

Doç. Dr. Sarıkaya varis ile ilgili tedavi yöntemlerinden de bahsederken, “Toplardamarlarda “valv” adını verdiğimiz tek yönlü çalışan kapakçıklar kanın yukarı doğru yani kalbe doğru akışına izin verirken, geriye doğru kaçışına ise engellerler. Bazı durumlarda bu kapakçıklar tam olarak işlev göremezler veya -yüksek bir basınca karşı- görevlerini tam olarak ifa edemezler. Bu hallerde söz konusu toplardamar kaçağa bağlı olarak sürekli genişler ve bu durum o kapakçığın veya daha altındaki kapaçıkların daha da bozulmasına sebep olduğundan bir kısır döngü oluşur. Bu durumda uygulanması gereken tedavi kaçak olan toplardamarın ortadan kaldırılmasıdır. Bacaklardaki kan taşıma görevinin büyük kısmını derin toplardamarlar tarafından sağlandığı için bu şekilde bozulmuş bir yüzeysel damar feda edilebilir.

Bugün için skleroterapi adını verdiğimiz toplardamarları büzüştürücü ilaçlar küçük ve orta boy varislerin tedavisinde kullanılırken, büyük varislerde damar içi termal ablasyon yöntemleri adını verdiğimiz lazer veya radyofrekans ablasyon yöntemi tercih edilen tedavi yöntemleridir. Bu yöntemler bugün itibariyle diğer cerrahi yöntemlerin yerini büyük ölçüde almıştır.” şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜLEME, TEDAVİNİN PLANLANMASI İÇİN ÖNEMLİ

Varis hastalıklarında tedavinin planlanmasında en önemli araçlardan birinin görüntüleme olduğunu belirten Doç. Dr. Sarıkaya, “Bugün artık “Renkli Doppler Ultrasonografi” dediğimiz damar ultrason yöntemi tanıda vazgeçilmez hale gelmiştir. Venöz haritalama adını verdiğimiz ayrıntılı Doppler görüntülemesi, bacaktaki tüm sorunlu damarları ortaya koymaya yarar. Toplardamar anatomisi ve hastalıkları konusunda deneyimli bir radyoloji uzmanının gerçekleştireceği bu inceleme mutlaka hasta yatarken ve ayakta tekrarlanmalıdır ve bu nedenle oldukça zaman alır.

Varis hastalığının görüntüleme kılavuzluğundaki yukarıda anlatılan minimal invaziv tedavilerde girişimsel radyoloji öncülük etmektedir. Bugün için pek çok merkezde kalp ve damar hastalıkları cerrahisi uzmanları da bu tedavileri uygulayabilir hale gelmişlerdir. Ancak özellikle tedavi öncesindeki renki Doppler haritalamayı da bizzat gerçekleştirebilecek olan bir girişimsel radyologun biraz daha avantajlı olabileceği söylenebilir. Ancak söz konusu branşlar birbirine alternatif değil, çoğu zaman tamamlayıcı ve destekleyici olarak düşünülmelidir.

Termal ablasyon (lazer veya radyofrekans ablasyon) veya skleroterapi genellikle günübirlik gerçekleştirilir ve hasta aynı gün içinde eve gönderilir.

Tümesan anestezi adı verilen özel bir lokal anestezi yöntemi ise termal ablasyon işlemlerinin hem mümkün olduğunca ağrısız hem de güvenli olarak gerçekleştirilebilmesini sağlar. Hastanın 1 saat içinde ayağa kalkıp hareket etmesi ve işlemi takip eden günlerde de en az 1-2 saat yürümesi önerilmektedir. İşlemden sonra iki hafta boyunca basınçlı varis çorabı giyilmesi birtakım şikayetlerin görülme ihtimalini azaltır. Hastaların koşma, zıplama, ağırlık kaldırma gibi efor gerektiren hareketlerden en az 1 hafta uzak kalmaları önerilir. Bu süre zarfında ağrı hissetmeleri halinde çeşitli ağrı kesiciler kullanılır.” dedi.

 

koyunlar-hastalktan-telef-oldu.jpg

Koyunlar hastalıktan telef oldu

Manisa’nın Alaşehir İlçesi’nde bir mahallede 17 koyun mavi dil hastalığından telef oldu. Alarma geçen yetkililer mahallede 600 koyunun aşılandığını, muhtarları uyarılan çevre mahallelerdeki yaklaşık 45 bin koyunun da aşılanacağını belirtti.

Alaşehir’e bağlı eskiden köy olan büyükşehir ile mahalle statüsüne kavuşan Horzumkeserler’de mavi dil hastalığı 17 koyunu telef etti. Alaşehir Gıda ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü, aşılama seferberliği başlattı. Çevre mahalle ve ilçelere salgınla ilgili duyurular yapıldı. Horzumkeserler, Türkmenköy, Belenyaka, Badınca, Caberkamara ve Matarlı mahallelerinde yaklaşık 45 bin koyun önlem amaçlı aşılanacağı duyuruldu. İlçe belediyesi koyun ahırları, çöp bidonları başta sineklerin olası üreyebileceği bataklık bölgelerde ilaçlama çalışması başlattı.

ÖNLEM AMAÇLI AŞILAMA YAPILACAK

Alaşehir Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Tarık Memiş, “Horzumkeserler Mahallesi’nde son bir hafta içerisinde değişik kişilere ait 17 koyunun telef olması üzerine hayvan sahipleri bize başvurdu. Veteriner hekimlerimizin yaptığı incelemelerde koyunlarda mavi dil hastalığı salgını tespit edildi. İlk etapta 17 bin aşı istedik. Çevre mahalle muhtarlıklarına hastalığın yayılmasına karşı önlem alınması için bilgi verdik. Horzumkeserler Mahallesi’nde şu anda yaklaşık 600 koyun aşılaması yaptık. Alaşehir Belediye’sinden mahallelerde bulunan koyun ahırlarında, sineklerin yaşayabileceği bataklık alanlar ve çöp bidonlarında ilaçlama yapılması için yardım istedik. Belediye ilaçlama çalışmalarını başlattı. Horzumkeserler Mahallesi’ne komşu olan Türkmenköy, Belenyaka, Badınca ve Caberkamara mahallerinde yaklaşık 45 bin koyunu önlem olarak aşılama yapacağız. Mahallelerde koyun sahiplerini eğitici toplantılar yapıyoruz” dedi.

 

kulak-pompas-zarar-veriyor.jpg

Kulak pompası zarar veriyor

Bolu’da özel bir hastanede görevli kulak burun boğaz uzmanı Dr. Abuzer Kaylan, özellikle çocukların kulak temizliği için satılan kulak pompalarının zararlı olduğunu belirterek, “Temizlerken kulak zarını görmek gerekir. Çocukların kulakları zaten ince ve dar olduğu için piyasada satılan ürünlerle yararlı şeyler olacağına dair inancım yok. Onu kullanırken kulak zarı bile zarar görebilir” dedi.

Kulak kirlenmesinin doğal bir durum olduğunu söyleyen Dr. Kaylan, “Normalde insanın kulağı dışarıdan gelen kiri, tozu, zararlı etkenleri dışarı atmak için etkin haldedir. Ayrıca kulakta oluşan hücreler kulak zarındaki dökülen epitel artıklar dışarı atılmaktadır. Bu belli bir süre içinde gerçekleşir. Fakat bazı kişilerin kulak yapılarına göre farklılıklar yaşanmaktadır. Yaşlılarda özellikle vücudun yağ oranın azalmasına bağlı kirdeki akışkanlığın azalmasından dolayı kulak kiri dışarı atılmaz. Tortulaşır ve kulakta birikme yapar. Kulak ameliyatı geçirmiş hastalarda da dış kulak yoluyla müdahale edildiği için kulak temizleme mekanizması tam işlemeyebilir bu da kulakta kir adını verdiğimiz sıvıları meydana getirir” diye konuştu.

KULAK KİRLENMESİ HASTALIK DEĞİL

Kulak kirlenmesinin bir hastalık olmadığını belirten Dr. Kaylan, şunları söyledi:

“Bu bir hastalık değil. İnsandan insana değişen kulaktaki kirin dışarı atılmasındaki kulak tembelliği adını verdiğimiz durumdur. Bunu önleyecek bir yöntem yok. Nasıl terleyince dışarı atıyorsak bu da öyle bir durumdur. Vücudun yapısı böyledir. Biz elimizdeki gereçlerle hastanın dış kulak yolunu, zarını ve kirleri görerek kontrollü bir şekilde temizleme hareketi yapıyoruz. Tabi burada hastanın kulak uyumu da önemli, çünkü kulak deliği çok küçük bir alandır. Orada çalışırken hasta uygunsuz bir hareket yaptığı zaman, bize müdahale ettiği zaman kulak zarı zarar görebilir ya da hastanın canı yanabilir. Bu konuda hastayı her zaman müdahale sırasında daha sabırlı olmasını, ani hareket yapmamasını, bizlerle uyumlu olmasını söylüyoruz.”

Çocukların kulaklarını temizlemek için satılan pompaların sağlıklı olmadığını vurgulayan Dr. Kaylan, “Son zamanlarda televizyonlardaki pazarlama şirketleri reklamlarında çocukların kulaklarını temizlemede pompa yöntemi gibi tamamen ticari amaçlı ve sağlıklı olmayan çocuğun kulağını temizleye yaradığı iddia edilen ürünler satılıyor. Ben onu kendi hastalarıma da tavsiye etmiyorum. Çünkü sonuçta temizlerken kulak zarını görmek gerekir. Çocukların kulakları zaten ince ve dar olduğu için piyasada satılan ürünlerle yararlı şeyler olacağına dair inancım yok. Onu kullanırken kulak zarı bile zarar görebilir. Daha duyarlı olmakta fayda var” diye konuştu.

 

fazla-egzersiz-buna-neden-oluyor.jpg

Fazla egzersiz buna neden oluyor!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Özgün Erçeltik, günümüzde 50 yaş üzeri çoğu insanın özellikle diz ve kalça gibi yük taşıyan eklemlerinde osteoartrit söz konusu olduğunu açıkladı.

“Osteoartrit halk arasında ‘Kireçlenme’ olarak bilinen durumdur” diyen Dr. Özgün Erçeltik, “Yaş ve kiloya uygun yapılmayan egzersiz kireçlenmeye neden oluyor” dedi.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Özgün Erçeltik, kireçlenmenin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek, “Eklemler, etraf bağlar, kemik ve kıkırdak yapıları ile bir bütündür. Bunlardan bir tanesinin bozulması durumunda diğerleri de risk altına girmektedir. Özellikle fazla kilolu olmak ve bayanlarda menopoz sonrası vücutta oluşan hormonal değişim kireçlenmenin seyrini hızlandırabilmekte. Yine vücut mekaniği ile ilişkili olarak bir eklemde gelişen kireçlenme bir üst ve bir alt eklemin bozulmasını da hızlandırmaktadır” uyarısında bulundu.

Dr. Özgün Erçeltik, dizlerde ve kalçada ağrı şikayeti ile hastaneye başvuran hastalar, kendilerine “kireçlenmeniz var” denildiğinde şaşırdıklarını, o kadar çok hareket ettikleri halde nasıl kireçlenmenin nasıl olduğu yönünde sorular geldiğini aktardı.

Dr. Erçeltik, aslında kireçlenme yani osteoartrit az hareketten olabildiği gibi çoğunlukla bilinçsiz zorlamalarla, fazla kilo ile yapılan egzersiz ve hareketler sonucu da oluşabildiğini hatırlatarak, şu bilgileri verdi; “Egzersiz, kas- iskelet sağlığının korunmasında her ne kadar vazgeçilmez bir unsur ise de fazla zorlamalar, fazla kilolar ile birleşince kıkırdak ve kemik sağlığını tehlikeye atmaktadır. Her hareket dizimiz, kalçamız ve belimiz için doğru hareket olmayabilir.

Gün içerisinde sık yaptığımız hareketler uzun süreler bizi zorlamaz iken yaşımız ilerledikçe, yapısal olarak kıkırdaklardaki su miktarımız azaldıkça, kilolarımız arttıkça bizi sonu cerrahi tedaviye kadar gidebilen bir duruma sokabilir. Bu tip rahatsızlıkların en problemli kısmı hastayı bir kısır döngüye sokması, hastanın bu kısır döngüyü kendi kendine kıramaması sonucu durumun gün geçtikçe ilerlemesidir.”

CN

 

kalp-saln-koruyor.jpg

Kalp sağlığını koruyor!

Yıllarca kolesterolü yükseltiyor denildiği için sınırlı tüketilen yumurta şaşalı günlerine kavuşuyor. İşte Huffington Post’un haberine göre yumurtanın önemli ve bilinmeyen faydaları.

MEME KANSERİ

Yumurtada bulunan kolin isimli madde sadece beyin gelişimini desteklemiyor aynı zamanda meme kanseri oluşumunu da önlüyor. Nurse’s Health Study isimli çalışmaya göre ergenlik çağında düzenli yumurta tüketmek yetişkinlikte meme kanseri riskini azaltıyor.

GÖZLER

Yumurta protein ve luteinden zengin bir besindir. Yumurtadaki bu maddelerin katarakt gelişiminin önlenmesine yardımcı olduğu biliniyor.

KARDİYOVASKÜLER RAHATSIZLIKLAR

Günde bir yumurta kardiyologla olan görüşmenizi ertelemeye yardımcı olabilir. Yapılan bir çalışmaya göre düzenli yumurta tüketinin kalp krizi ve inme riskini azalttığı ortaya çıktı.

YAĞ DENGESİ

Yazının başında da dediğimiz gibi yumurtanın kolesterol düzeyi açısından kötü bir ünü vardı. Ancak bu inanışın yapılan tüm çalışmalar sonucunda doğru olmadığı ortaya çıktı

SAĞLIKLI SAÇLAR CİLT VE TIRNAK

Yumurta sülfür açısından da zengin ve bu madde B vitamininin karaciğer tarafından emilimini sağlıyor. Ayrıca sülfür saç, cilt ve tırnak güzelliği için gerekli olan kolajen, keratin gibi maddelerin üretimine de yardımcı oluyor.

KAS GELİŞİMİ

6 gram proteinde vücudumuzun kas yapısı için gerekli tüm amino asitler mevcut. Bu yüzden kas gelişimi için yumurta bulunmaz bir nimet.

BEYİN FONKSİYONLARI

Beynin benzini olarak da nitelendirilen B vitamini yumurtada bulunan vitaminlerden bir tanesi. Özellikle de hamileler için öneriliyor ve bebeklerin anne karnındayken beyin gelişimini olumlu etkilediği söyleniyor.

16 Yaş Sorunları Çözum Merkezi


lvd testi lvd testi ürünlere barkod numarası verilmesi Gebze Etüt Merkezi betnano maç yayınları |